Bediüzzaman Biyografileri Ve Yapılması Gereken Çalışmalar

Bediüzzaman Said Nursî ile ilgili geçmişten günümüze kadar yapılan biyografi çalışmalarının yeterli olamadığını, onun hayatını hakkıyla araştıramadığımızı itiraf etmek zorundayız. Günümüze kadar yapılan çalışmaların iki elin parmakları kadar olmaması, bizim bu konudaki en büyük eksikliğimiz olarak orta yerde durmaktadır. Dilerseniz bugüne kadar ortaya konan çalışmaları hatırlayalım ve “Gelecekte ne yapabiliriz?” sorusuna hep beraberce cevap arayalım.
Bediüzzaman’ın ilk tarihçe-i hayatı, en eski talebelerinden olan Müküslü Hamza Efendi tarafından M. 1918 yılında yazılmıştır. Arapça İşârâtü’l-İ’câz adlı eserin sonuna ilâve edilen bu eser beş sayfadan ibaret olup, Bediüzzaman’ın Siirt, Bitlis ve Van’da geçen Medrese hayatıyla ilgili ilginç anekdotları ihtiva etmektedir. Kitabın muhtevası 1959 yılında Nur Talebeleri tarafından basılan Tarihçe-i Hayat’a da aynen aktarılmıştır. Bu eserde Bediüzzaman’ın doğum tarihi dışında hiçbir tarih bilgisine yer verilmemesi, araştırmacıların işini zorlaştırmıştır.
Bediüzzaman’ın yazılan ikinci tarihçe-i hayatı, kardeşinin oğlu Abdurrahman tarafından M.1919 yılında kaleme alınmıştır. Bu tarihçede de yukarıda bahsettiğimiz konular tekrarlanmakla beraber ilâveten Bediüzzaman’ın Cizre ve Mardin hayatından Birinci Dünya Savaşına kadar geçen olaylar, ayrıntılı bir şekilde dile getirilmiştir. Fakat diğer eserde olduğu gibi, olaylara tarih düşülmemesi büyük bir eksiklik olarak kabul edilmelidir.
1952 yılında, Risâle-i Nur Müellifi Said Nur ve Nurculuk adlı eseriyle gazeteci ve fikir adamı Eşref Edip Fergan, Bediüzzaman’ı anlatan bir eser yayınlar. Her ne kadar yazıldığı dönem itibariyle çok önemli bir çalışma ise de, ancak bu eserde de fazlaca ayrıntılı bilgilere ve akademik çalışmaya rastlayamıyoruz.
1958 yılında Nur Talebeleri tarafından neşredilen Tarihçe-i Hayat eseri de yukarıda anlatmaya çalıştığımız eserlerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Ancak Bediüzzaman’ın kronolojik hayatı ile birlikte tarih sırasına göre telif edilen risâle ve lâhikaları içinde barındırdığı için Risâle-i Nur Külliyatı’ndan bir eser olarak kabul edilmiştir. Eserin en önemli bir özelliği de Bediüzzaman’ın hayatta iken gördüğü ve kendi kontrolünden geçirmiş olduğu gerçeğidir. Hatta Bediüzzaman bir çok konunun yazılmasına müsaade etmemiş ve yayınlanmasına izin vermemiştir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatından on dört sene sonra ilk defa bilgi ve belge ağırlıklı ve kronolojik olarak, Necmettin Şahiner tarafından hazırlanan ve 1974 yılında Yeni Asya Yayınları tarafından basılan ‘Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî’ adlı eser kaynak olarak kabul edilmeye başlandı. Bediüzzaman ile ilgili yazılan bütün eserlerde bu kitap referans olarak gösterildi. Bu eserde de yer yer, tarih ve şahıs hataları görülmekle birlikte, daha sonraki baskılarda düzeltmeler yapılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, bu kronolojik bilgilerin, detaylandırılarak daha fazla bilgi ve belge ile ayrıntılara inilerek genişlendirilmesidir.
Yılların geçmesiyle ve geçmişten alınan dersler 1991 yılında Abdülkadir Badıllı’ya ‘Bediüzzaman Said-i Nursî Mufassal Tarihçe-i Hayatı’ adlı üç cilt olarak yayınlama imkânını verdi. Bu eser şimdiye kadar yazılan biyografilerin en geniş kapsamlısıdır. Bu eserde Necmettin Şahiner’in kronolojik bilgileri esas alınarak bazı tarihler tashih edilip, bazı olaylar geniş bir şekilde detaylandırılmıştır. Ve ilâve olarak bir çok belge yayınlanmıştır.
Buraya kadar aktardığımız biyografi çalışmalarından da anlaşılacağı üzere, Bediüzzaman’ın hayatı hep şahsî himmet ve gayretlerle araştırılmış. Bu araştırmalarda en küçük emeği geçenleri minnetle anıyoruz. Gelecek olan nesillerce yaptıkları hizmet unutulmayacaktır.
Bize gelince, Bediüzzaman’ın hayatı konusunda çok işler var. Her şeyden önce bu konuda sosyal bilimcilere ve özellikle tarih uzmanlarına büyük görevler düşmektedir. Onun için,

  • Bir an önce Bediüzzaman’ın Hayatını Araştırma Komisyonu teşekkül ettirilmeli.
  • Bu komisyonda sosyal bilimcilerin ve özellikle tarihçilerin yer alması sağlanmalı.
  • Devlet Arşivlerinde Bediüzzaman’la ilgili bütün belgelerin toplanması için gerekli çalışmalar başlatılmalı.
  • Osmanlı döneminde Bediüzzaman’ın yaşadığı illerin Şer’iyye Sicilleri incelenmeli.
  • Bediüzzaman’ın uğradığı yerlerin mahalli basını bulunmalı. O dönemin idarecileri araştırılmalı.
  • Bediüzzaman’ın hayatında önemli yer tutan dönemin Medrese sistemi incelenmeli.
  • Bediüzzaman’ın yaşadığı dönemin siyasî ve içtimâî tahlilleri yapılmalı.
  • Belge ve bilgilerin bir arada olması için ihtisas kütüphanesi teşekkül ettirilmelidir.

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız maddeler çoğaltılabilir. Ancak fikir edinme ve meselenin bir komisyon marifetiyle çözülebileceği düşüncesi yerleşsin diye bu kadarla yetindik.Temennimiz bu iletişim çağında Bediüzzaman’ı dünyaya etraf-ı erbaasıyla tanıtmak. Hayatında bilinmeyen bir mesele bıraktırmamak. Gelecek nesillerimize lâyıkıyla hesap verebilmektir.

This entry was posted in Bediüzzaman Araştırmaları, Genel. Bookmark the permalink.