Bediüzzaman Belgeseli Üzerine

Basında ilk defa Yeni Asya gazetesi ile haberleştirilen Bediüzzaman’ın Yolcu belgeseli ilgiyle takip edilmeye devam ediliyor. Gazetemizin 27.07.2005 tarihli nüshasında konu ile ilgili şu satırlar yer almıştı: “Türkiye’de ses getiren belgesellere imza atan Can Dündar ve ekibi, bu defa da Bediüzzaman belgeseli için Anadolu’nun değişik yerlerinde çekim çalışmalarına başladı. Şanlıurfa’da Abdülkadir Badıllı ile görüşüp hayatta olan son şahitlerin hatıralarını tespit eden ekip; Mardin’de Bediüzzaman’ın kaldığı yerlerden biri olan Ensari ailesinin evi ve zamanın medrese talebeleriyle Molla Said’in tartışmalarına mekân olan Şehidiye Camiinin çekimlerini gerçekleştirdi. Daha sonra çekimlere Ulu Camide devam edildi. Bediüzzaman’ın minaresinin şerefe korkuluklarına atlayarak, her iki ellerini yanlara açıp üzerinde dönüp tur attığı vaka için de çekimler yapıldı. Bu arada Bediüzzaman’ın düşünce sistemi üzerine temsilciliğimizle görüşüldü ve ekibe bilgiler verildi. Can Dündar’ın ekibi daha sonra Bediüzzaman’ın hayatına ait belgesel çalışmalarını devam ettirmek üzere Siirt’e hareket etti. Kaderin garip bir tecellisi olarak Mardin’de ilkleri yaşayan Bediüzzaman’ın ilk defa Mardin hayatına ait belgesel çekimi böylece gerçekleşmiş oldu.”
Haberde geçtiği gibi başta Can Dündar projesi olan bu yapım, daha sonra kendisinin çekilmesiyle ekibin üzerinde kaldı. Aradan geçen tam beş yıldan sonra nihayet belgesel üç bölümlük DVD halinde piyasaya çıktı.Bediüzzaman’ın hayat yolculuğunun konu edildiği belgeselin birinci bölümünde Eski Said dönemi tabir edilen dönem,ikinci bölümde Yeni Said,üçüncü bölümde ise Üçüncü Said hayat devreleri belgeler ışığında anlatılıyor.Zaman Gazetesinde çıkan röportajında Can Dündar, Bediüzzaman’ın sizin için belgesel değeri taşıyan özelliği nedir?sorusuna verdiği cevapta: “Ayrıntıları çok tartışmak istemem; ama İslam’ı ele alış biçimi ideolojik olarak beni ilgilendirdi. Medreseden esarete uzanan bir hayatı var, dünyanın neresine gitseniz bu bir belgesel konusudur. Bakıyorsunuz hem I. Meclis’te var, hem padişahın yanında hem de Adnan Menderes ve askerî dönemde var. Görüşlerini yayış biçimi de önemli. Bugünün internet koşullarında gerçekleştirilebilecek bir şeyi o dönemin zor şartları içinde yapmış birisi. Birçok açıdan bugüne kadar çoktan yapılması gereken bir belgesel. Düşünce sistematiğini anlamak için çok şey okumak lazım. Yazılarına kapandığın zaman da sizi çok ayrı dünyalara götürüyor. Öte yandan ne yaşadığını anlamak için de çok az belge var. Bir yanda onu baş tacı edenler, bir yanda nefret edenler var. Bugünün siyasetine ciddi yansımaları olan birisi. Onu gerçekten yaşadığıyla anlattığınız zaman ‘vay canına’ dedirtiyor. Kaç kişi onun Meclis’te konuştuğunu, Atatürk’le diyaloglarını bilebilir ki? Bugünün Türkiye’sinde ona inanan insanlar ve devam eden bir gelenek var. Bu açılardan çok etkileri olacağına inanıyorum, yeter ki hakkıyla yapalım.( H.Salih Zengin, Zaman Turkuaz ,14.08.2005 Sayı 174).diyordu.
Takip edebildiğimiz kadarıyla belgesel Risale-i Nur camiasında genelde takdir edilmiştir.Her ne kadar bazı konularda tenkit varsa da genel çerçeve itibariyle tasvip edilmiştir.Şimdiye kadar akademik tarzda böyle kapsamlı ve ciddi bir Bediüzzaman belgeseli maalesef yapılamamıştı.Altı yıllık ciddi ve gayretli bir çalışmanın ürünü olan bu belgeselin özellikle doğru belgelere dayandırılması ve tarih bilgilerinin netliği takdire şayandır.Yeni tabirle her ne kadar “lisanslı nurcular” tarafından bu çalışma yapılmamışsa da belgeselin her karesinde onların emeklerini ve yardımlarını görmek mümkün.Zaten yapımcılarda bunu filmin sonunda teşekkürleriyle dile getirmişlerdir.
Bu arada bizde belgeselde eksik gördüğümüz bir hususu dile getirelim. Bediüzzamansız Risale-i Nur nasıl bir eksiklikse, Risale-i Nursuz Bediüzzaman da bir eksikliktir. Keşke bu çalışmada Risale-i Nurlardan yeterince mesajlar verilebilseydi. Bu eserlerin muhtevası da konu edilseydi. Her şeye rağmen emeği geçen herkese tebrikler…

This entry was posted in Bediüzzaman Araştırmaları, Genel and tagged . Bookmark the permalink.