Adnan Menderes’in Konya Nutku

Başbakan Adnan Menderes’in Konya Nutkuna dair açıklamasının yer aldığı 14.01.1956 tarihli Milliyet gazetesi küpürleri.

Din ve Vicdan hürriyetinin bu memlekette yerleşmesi uğrunda büyük mücadeleler veren Demokrat partisi ve kadrolarının bu uğurda her şeyi göze alarak yaptıkları hizmetleri unutmak mümkün değildir.27 Mayıs darbe sürecinin en önemli bahanelerinden birinin ezanın Türkçeden Arapçaya çevrilmesini sebep gösterenleri duydukça, Demokratların mukaddes değerlerimiz konusunda gösterdikleri hassasiyetlerini daha iyi anlıyoruz.Bu uğurda şehit düşenleri bu vesileyle rahmetle ve minnetle anıyoruz.Demokratların en önemli icraatlarından biride şüphesiz Din eğitimi konusunda yaptıkları çalışmalardır.
Yaklaşık elli dört sene önce Orta öğretimde Din eğitiminin tartışıldığı günlere gidelim.Bu konunun ilk defa dile getirildiği ve o günün medyasında ve muhalefet cephesinde büyük fırtınalar kopartan meşhur Konya nutkuna değinelim istedik.Bu konuda o günün bazı basın organlarını inceledik.Dilerseniz önce Konya nutkuna bizi götüren ve basında yer alan haberlere bir göz atalım.
04.01.1956 tarihinde Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile Başbakan Adnan Menderes ve bazı milletvekilleri bazı açılışlarda bulunmak üzere Ankara’dan trenle Antalya’ya doğru hareket ederler.Ertesi gün Antalya’da iplik ve dokuma fabrikasının temeli atıldıktan sonra Başbakan yapmış olduğu yarım saatlik konuşmasında,Demokrat partiyi yıkmak için büyük bir gayret sarf edildiğini,bütün bu hücumlar karşısında partinin kuruluş yıllarındaki azim ve heyecanı kazandığını bildirerek,Demokrat partinin vatanın bütün sathında sesini duyurmak için harekete geçmek üzere olduğunu işaretle gazetelerin aleyhte neşriyatına temas ederek,muhalefetin de düpedüz yalan söylediğini dile getirmiştir.
Bayar ve Menderes’in Antalya’dan sonra ikinci durakları 06.01.1956 tarihinde Isparta olmuştur.Reisicumhurla Başvekil Isparta Belediyesi önünde halka hitap etmişlerdir.Daha sonra Akşehir’den trenle Konya’ya gelmişlerdir.Başbakan Menderes’in Konya’da ki konuşması her ne kadar ağırlıklı olarak mali konuları içermişse de,en büyük fırtınayı Din eğitimine dair yaptığı birkaç paragrafla kopartmıştır.07.01.1956 tarihinde Konya’da ki nutkunda şu görüşlere yer vermiştir.” “Şimdi size lâiklik telâkkimizden de bahsetmek istiyorum. Lâiklik bir taraftan din ile siyasetin birbirinden ayrılması, diğer taraftan ise vicdan hürriyeti mânâsına gelir. Din ile siyasetin kat’î surette birbirinden ayrılması esasında en küçük tereddüde dahi tahammülümüz yoktur.
“Vicdan hürriyeti bahsine gelince: Türk milleti Müslümandır. Ve Müslüman olarak kalacaktır. Evvelâ kendine ve gelecek nesillere dinini telkin etmesi, onun esasını ve kaidelerini öğretmesi, ebediyen Müslüman kalmasının münakaşa götürmez bir şartıdır. Halbuki mekteplerde din dersi olmayınca, evlâdına kendi dinini telkin etmek ve öğretmek isteyen vatandaşlar bu imkânlardan mahrum edilmiş olurlar. Müslüman çocuğu, dinini öğrenmek gibi pek tabiî bir haktan mahrum edilmemek icabeder. Böyle mahrumiyet ve imkânsızlık vicdan hürriyetine uygundur denilmez. Bu itibarla orta mekteplerimize din dersleri koymak, yerinde bir tedbir olacaktır.
“Dinsiz bir cemiyetin, bir milletin pâyidar olabileceğine inanmıyoruz. En ileri milletlerin dahi din ile siyaset ve dünya işlerini birbirinden ayırdıktan sonra ne derece dinlerine bağlı kaldıklarını biliyoruz. Bugünkü seviye ile asil milletimize taassup isnadı reva görülemez. Milletimiz dinine sımsıkı bağlı olduğu kadar, umumiyetle dini en temiz duygularla benimsemektedir. İslâmlık, milletimizin vicdanında en musaffâ seviyesini bulmuştur.”
Başbakan Adnan Menderes alıntıladığımız Konya Nutku üzerine basında ve muhalefet cephesinde aldığı büyük tepkiler üzerine 14.01.1956 tarihli gazetelere bir açıklama gönderir.Başbakan sözlerinin maksatlı olarak tefsirlere tutulduğunu ifade ederek Zafer gazetesinin sorduğu suali şu şekilde cevaplandırmıştır: “Konya’da Hükûmet Meydanında büyük bir kitle halinde toplanmış bulunan çok muhterem Konyalı vatandaşlarıma karşı söylediğim nutkun lâiklik telâkkimiz hakkındaki kısmının su-i niyet sahibi kalemlerde nasıl tefsire tâbi tutulduğunu, ben de esefle müşahede ettim. Bunlardan bir kısım sözlerimin kardeşi kardeşe kırdıracak bir mahiyette olduğunu, bir kısmı sağ politikacılara meydan açtığını ve mukaddesatçılık yasağını ortadan kaldırdığını ve netice itibarıyla Türk inkılâplarının büyük esaslarından birini zedelediğini ifade etmişlerdir.

Başbakan Adnan Menderes’in Konya Nutku’dan bahseden(çerçeveye alınan) 08.01.1956 tarihli milliyet gazetesi.

“Bütün bu yazılarda dikkatime çarpan cihet, Konya’daki sözlerimin takip olunan maksatlara ve elde edilmek istenilen neticelere göre tahrif edilmiş olmasıdır. Meselenin iyice anlaşılması için, evvelâ Konya’daki sözlerimi bir kere daha ve o günkü Anadolu Ajansında neşredildiği gibi tekrar etmek isterim”diyerek yukarıda alıntıladığımız Nutkunu tekrarlamıştır.
Başbakan Adnan Menderes’in Orta öğretimde din derslerinin mecburi hale getirileceğine dair basında çıkan Konya Nutku açıklaması aynen Emirdağ Lahikası ll.cildinde iktibas edilmiştir.Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de bu hayırlı gelişmeyi sözkonusu iktibas edilen yazının sonuna ilave edilen haşiyede şöyle dile getirir.”

Haşiye : Başvekilin Konya’daki ehemmiyetli nutku için umum Nur talebeleri ve mektepli mâsum çocuklar namına bir tebrik yazacaktım. Şimdi kalbime geldi: Risale-i Nur’un serbestiyetine dair müdafaatlarımızın ve ehemmiyetli bir avukatımızın ehl-i vukufa cevabının arkasında, o nutku, Risale-i Nur’un serbestiyetine dair bir sebep ve senet göstermekle Anadolu’daki Müslümanları ve Nurun bütün talebelerini ona bir mânevî kuvvet ve duacı yapmak, ezan-ı Muhammedînin ilânı onlara nasıl bir mânevî kuvvet hükmüne geçti; bu nutukla Risale-i Nur’un serbestiyeti dahi, ona bir mânevî kuvvet hükmüne geçmesi için, ona tebrik yerine, dâvâ vekilimizin haklı müdafaasında bir haşiye yaptık.

Rehber’in müsaderesine bahaneleri reddeden avukat Mihri’nin müdafaatı gibi, Konya’da Başvekilin bu nutku da o bahaneleri reddeden bir hakikattır. (Emirdağ Lahikası II Yeni Tanzim Sayfa 805-807)

This entry was posted in Bediüzzaman Araştırmaları, Genel. Bookmark the permalink.